Maximianupolis

Maximianupolis, Antalya Döşemealtı’nda yer alan tarihi Via Sebaste Roma yolunun geçtiği antik bir noktadır. Kovanlık köyünün biraz ilerisinde Ilıcaköy ile ortada kalan arazide bulunmaktadır. Antalya düzlüğünün (Pamphylia Ovası) bitip, Toros Dağları’nın başladığı yerdir. Düz yolun bitip zorlu dağ geçişinin (Döşeme Boğazı) başladığı nokta olduğu için stratejik bir kapı görevi görür. Bu nedenle tarihte burası bir kontrol noktası-güvenlik amaçlı yerleşim yeri olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Görülebilir taş yolun başladığı yer bu noktadadır. Günümüzde sur kalıntıları, mezarlar, sarnıç gibi bazı kalıntılar yolun etrafında hala durmakta. Taş yol döşemeli olması sebebiyle Antalya’nın buradaki Döşemealtı ilçesinin ismi bu yoldan geldiği düşünülmektedir.

Kasım ayının sonları Aralık ayının başı gibi yaptığımız gezi, güneşli havaya denk geldiği için aslında çokta kötü geçmedi. Hava yürümek için gayet iyiydi ancak Antalya’dan uzaklaşıp Döşemealtı’nı geçtikçen sonra hava soğumaya başladı. Güneşli alanlarda pek üşümedik ama baştan uyarayım eğer motosiklet ile gidecekseniz çok fazla soğuk rüzgara maruz kalacaksınız şimdiden söyleyeyim. Diğer taraftan Kovanlık köyünü geçip Maximianupolis’e geldiğiniz toprak yolda, iki büyük saldırgan çoban köpeği sizleri bekliyor. Motosiklet ve araçlara havlayabiliyorlar ve peşinizden koşabiliyorlar. Burada denk geldiğimiz bir çoban amcamızında bu kadar iri olmasalarda 2 adet çoban köpeği vardı ama onlar arkadaş canlısıydı. “Oradakiler insan sevmiyor bunlar bişey yapmaz dedi” Bu sebeple size küçük bir bilgi vereyim haritayı GPS’i takip ederek tarihi kente yaklaştığınızda tarla yolu ikiye ayrılıyor. Tahta üzerindeki yazının zar zor okunduğu M ile başlayan sağ tarafı ok şeklinde gösteren yıpranmış tabelanın gösterdiği tarla yolundan devam ederseniz bu köpeklerin bulunduğu yere uğramadan etrafından dolaşarak Maximianupolis’e ulaşabilirsiniz.

Tarihi yapıya ulaştığımızda burada yıkılmış bir sur bizi bekliyor. Bir kısmı ayakta bir kısmı yok. Ortasında bir kuyu/sarnıç benzeri bir yapı var. Daha sonra yapının kuzey tarafına doğru çalıların arasından taşlık ve yürümesi zor bir patika devam etmekte. Bu patikayı biraz yürüdükten sonra düz taşlık olan o tarihi meşhur “Via Sebaste” yolu çıkıyor karşımıza. Bu yola ulaşana kadar ve yola ulaştıktan sonra yolun devamında etrafta mezar kalıntıları, odalar, ev kalıntıları benzer yapılar yol kenarında bulunuyor.

Maximianupolis, Pamfilya ve Pisidya’yı dağ geçidinden birbirine bağlayan stratejik bir noktadır. Özellikle haritayı açıp bakarsaniz Antalya’dan Döşemealtı’ndan geçip Burdur Bucak tarafına gitmek için arada çok fazla alternatif olmadığını görürsünüz. Daha sonradan dağı yararak yapılan karayollarının modern yolunu saymazsak bu geçit sadece Roma halkı için değil aynı zamanda askerlerinde bir noktadan başka bir yere gitmesi için önemli, bu sebeple taş döşenmiş bir yol olarak tasarlanmış. Burada şu bilgiyi de verelim Anadolu’daki Roma yollarının birçoğu taşlı veya böyle büyük taş döşemeli değil. Ancak burası dar bir dağ geçidi gibi ve zorlu bir yol. Dolayısıyla askerlerin ve askeri araçların geçebilmesi için taş döşemeli olması mantıken doğru.

Dolayısıyla Maximianupolis, bir tiyatrosu, tapınağı kilisesi olan bir şehirden ziyade, stratejik olarak önemli olduğu için bir askeri ve lojistik öneme sahip bir “garnizon” kenti yani kontrol noktası durumunda. Bu bölgedeki yol ve güzergah ise aslında Roma’dan daha önce de kullanılan bir durumdaydı. Ancak o zamanki ismi bilinmiyor. Şu anki ismini ise İmparator Maximianus‘tan (M.S. 286-305 civarı) almıştır. Yani “Maximianus’un Kenti” anlamına gelir.

Roma döneminin sonlarına kadar tahmini olarak kullanılan bu yer, Roma’dan sonra terk edildi ancak yörükler tarafından bölge geçiş yolu olarak kullanılmaya ve su kaynaklarından faydalanılmaya devam edildi. Antik “Döşeme Yolu”, adından da anlaşılacağı gibi büyük taş blokların basamaklı ve eğimli döşendiği bir yoldu. Bu yapı, at, katır ve deve kervanları için mükemmel olsa da tekerlekli motorlu araçlar (kamyon, otomobil) uygun değildi. 1940’lardan itibaren modern araçların Türkiye’de yaygınlaşmasıyla bu yol önemini kaybetti. Dağbeli-Çubukbeli geçidi açıldı, yoğunluk ve ulaşım buraya kaydı. Maximianupolis’in terk edilmişliği ve kaderi tamamlanmış oldu.

Bölgede dağlık olması sebebiyle yürüyüş açısından zorlu olmasının yanı sıra bir süre ilerledikten sonra taş yol yürüyüş için sizi bu zorluktan kurtarıyor. Çevrede doğal çöküntüyle oluşmuş bir obruk bulunmakta.

 

Ozan Fayda tarafından

1994 Antalya doğumlu olan Ozan Fayda, Kültürel Miras ve Turizm alanındaki akademik eğitimini sahadaki tutkusuyla birleştiriyor. Özellikle Bucak ve Antalya çevresindeki antik yerleşimler üzerine yoğunlaşan Fayda, Pisidya ve Likya bölgelerinin az bilinen rotalarını profesyonel fotoğrafçılık gözüyle belgeleyerek Anadolu’nun saklı tarihini modern bir perspektifle gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version