Sillyon Antik Kenti – Silyon Kalesi

Bugün seyahati yeni tamamladığımız Sillyon Antik Kenti, Antalya’nın Serik ilçesine bağlı Yanköy sınırları içerisinde, Antalya merkezden yaklaşık 30 Km uzaklıkta bulunan ve hakim bir tepede yer alan antik bir yapı. Bu bölgede gezdiğim en ilginç yapılardan biri olarak gözüme çarptı. Kazımı hala devam eden ve iç bölgelere ilerledikçe de vahşi bir bitki örtüsüyle karşılaştığınız doğayla iç içe etkileyici bir yapıya sahip. Truva Savaşı sonrası bölgeye gelen efsanevi kahramanlar Mopsos ve Kalchas tarafından bir plato üzerine kurulan, zapt edilemez surlarıyla ünlü stratejik bir yerleşimdir. Tarihteki en büyük ününü M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’e teslim olmayarak kazanan kent, sarp kayalıkları sayesinde Makedon ordusuna geçit vermemiş ve bölgedeki direnişin sembolü haline gelmiştir. Helenistik ve Roma dönemlerinde kendi parasını basan ve kendine has bir lehçe kullanan Sillyon, Bizans döneminde önemli bir piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak kentin fiziksel yapısı, 1969 yılında yaşanan büyük bir heyelanla ciddi şekilde değişmiş; bu doğal afet sonucunda antik tiyatronun büyük bir kısmı ve batı yamacındaki pek çok yapı ovaya doğru kayarak toprak altında kalmıştır.

Sillyon Antik Kenti bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı yönetiminde olup giriş için herhangi bir ücret talep edilmemekte. Buna bağlı olarakta girişte ve etrafta herhangi bir bekçi veya güvenlikte bulunmamakta. Dolayısıyla çok erken veya çok geç saatlerde ıssız olan zamanlarda yada tek başınıza gitmenizi tavsiye etmem. Zira benim gibi iç kesimlere kadar ilerleyecekseniz başınıza birşey gelirse insanların size ulaşması biraz zaman alabilir. Bu sebeple gitmeden önce hazırlık yapmakta ve gittiğiniz zamanlara da dikkat etmekte fayda var.

Sillyon Antik Kenti / Silyon Kalesi’ne nasıl gidilir?

Antalya merkezden Havaalanı yolu üzerinden devam ettiğinizde, anayoldan ilerleyerek Aksu’u geride bırakıyoruz. Bu yolu daha önceleri hatırlarsanız Perge’ye gitmek için kullanıyorduk ancak Aksu’nun içerisinden geçiyorduk. Sillyon’a giderken ise Aksu içerisine girmeden Abdurrahmanlar’a kadar devam ediyoruz. Zaten anayoldan Abdurrahmanlar tabelasını gördüğünüz yerde de “Silyon” tabelaları da sizi yönlendirmeye başlıyor. Bir diğer seçenek ise buradan girmeyip biraz daha ilerden Yukarıkocayatak yönünden ulaşılabilir olması. Ancak bu yolu kullanmadım o sebeple burada da Silyon yönlendirme tabeleları var mı bilmiyorum. Eğer emin değilseniz navigasyon kullanmanızı öneririm.

“İskender Side’de de bir miktar asker bırakarak Sillyon’a doğru hareket etti. Burası yabancı paralı askerler ve ülkenin yerlilerinden meydana getirilmiş bir kuvvetin savunduğu müstahkem bir yerdi. Sillyon’un ani saldırıyla çabucak alınması olanaksızdı. Ayrıca yolda Aspendosluların hiçbir şartı yerine getirmek istemedikleri, hem atları hem de parayı vermedikleri, aksine köylerdeki her şeyi kente taşıyarak İskender’in askerlerini kente sokmadıkları, hatta kentin yıkık surlarını da tamir etmeye çalıştıklarına yönelik haberler geldi. Ve bu haberler İskender’i Aspendos’a doğru ilerlemek zorunda bıraktı.”  Ariannus

Kent, oldukça dik bir plato üzerine kurulu olduğu için hem lojistik hem de fiziksel açıdan kazılması en zor alanlardan biridir. Sillyon Antin Kenti oldukça dik bir plato üzerine kurulu olduğu için hem lojistik hem de fiziksel açıdan kazılması en zor alanlardan biridir. Kazılarda şimdiye kadar kentin savunma sistemleri, stadyum, meclis binası (Bouleuterion) ve özellikle Bizans dönemine ait yapılar üzerine yoğunlaşılmıştır. Şehrin kendine has bir Sillyon alfabesi (Pamphylia lehçesi) ile yazılmış yazıtları, arkeologlar için en değerli buluntular arasındadır. Şu an kentte çalışmalar “yüzey temizliği” ve “belgeleme” ile koordineli bir şekilde devam etmekte ayrıca gördüğümüz kadarıyla bazı kazı alanları ve yeniden ayağa kaldırma gibi çalışmalarda mevcut. Ziyaret ettiğimizde, profesyonelce restore edilmiş bir antik kentten ziyade, doğanın içine gömülmüş gerçek bir arkeolojik çalışma alanı göreceğimizi tahmin ediyordum ancak bu kadar geniş bir arazi beklemiyordum. Giriş kısımları güzelce düzenlenmiş, taşlı yolları ve geçitleri oluşturulmuş bu yapı iç kesimlere ilerledikçe dağınık taş yığınları, etkileyici manzarası ve birçok kapatılmış sarnıç/kuyu benzeri yapılarıyla dikkat çekiyor.

Sillyon’un girişinde güneybatı kısımında bizi bir su kaynağı/çeşme karşılıyor. Çeşmenin ana gövdesini oluşturan düzgün kesme taşlar ve özellikle kilit taşı belirgin olan yuvarlak kemer (tonozlu niş), tipik bir Roma dönemi mühendisliğidir. İnternette kazının ilk yapıldığı zamanlarda daha gömülü halde olan yalak ve etrafında daha az taşlara sahip olan çeşmenin, biz gittiğimizde peyzaj düzenlemesi yapılmış, düzgün taşlar yerine oturtulmuş durumda görünmekteydi. Çeşmenin önündeki bu büyük yalak, aslında kentin nekropolünden (mezarlığından) getirilmiş devşirme bir lahit olabilir veya doğrudan o formda bir su teknesi olarak yontulmuşta olabilir. Bu kısma kadar arabalar geliyordu ve önünde bekliyordu. Acaba araçların bu kadar yükseğe çıkması ve tarihi yapıların dibine kadar girebilmesi tarihi dokulara zararlı mı değil mi bilemiyorum ancak etrafına biraz koruma yapılsa ve araçlar bir 50-100 metre kadar uzağa park edilebilse bence daha iyi olurdu.

Çeşmenin yanındaki yoldan yukarı doğru devam etmeye başladığımızda bizi şehrin ilk surları karşılıyor. Burası aşağı kentin savunma surlarının olduğu kısım muhtemelen. Daha sonra yukarı kesimlerde de daha büyük ve daha iyi korunmuş/restore edilmiş kentin üst kısmını koruyan surlarla da karşılacaksınız. Duvarların yüksekliği ve kullanılan blokların büyüklüğü, kentin Büyük İskender’e neden geçit vermediğinin fiziksel kanıtı aslında. Bu bölge, ziyaretçilerin kente girdiği ana kısmın hemen üzerinde bulunmakta haliyle sadece savunma değil aynı zamanda şehre gelenlere görkemli bir karşılama da yapmakta.

Surları geçip devam yola devam edince sol tarafımızda basamakların olduğu tiyatro/stadyum benzeri uzunca bir boş alan bizi karşılıyor. Sillyon Stadyumu, yaklaşık 250 metre uzunluğuyla Pamphylia bölgesinin en büyük stadyumlarından biri olarak kabul edilir. Basamakların bir kısmı doğrudan doğal kayaya oyulmuş, bir kısmı ise dolgu üzerine inşa edilmiştir. Stadyum basamaklarının hemen üzerinde yükselen, kemerli pencereleri olan yüksek duvarlı yapı kentin Meclis Binası’dır.Bu binanın en sıra dışı özelliği, kentin dış savunma surlarıyla bütünleşik olmasıdır. Yani bu görkemli pencereler sadece içeriye ışık sağlamakla kalmaz, aynı zamanda ovaya hakim birer gözlem noktası işlevi görür. Burasını basamaklar sebebiyle ilk başta tiyatroya benzettim doğal olarak ama tiyatro olsaydı Termessos ve Aspendos’tan aşina olduğumuz için daha dairesel bir yapısı olması gerekirdi, burası biraz daha stadyum benzeri uzunca bir alana sahip.

Daha üst kısımlara devam ettikçe daha düzgün taş yol ve daha iyi yapıda olan peyzaj dizilimi bizi karşılıyor. Bu bölge düzenlenmiş ve kazı çalışmaları sonrası tekrar ayağa kaldırılmış gibi. Bu bölgede mescit benzeri daha sonrası yapılar ve market/dükkan benzeri kare bölmelerde bulunmakta. Hem genel yapı itibariyle hemde kalenin buluduğu konum sebebiyle çok güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Ayrıca bahar ayında gittiğimiz için heryer papatya kaplıydı ve yemyeşildi. Aman dikkat burayı de geçip daha ileri kısımlara devam ederseniz hem düzgün yol bitiyor ve vahşi bir bitki örtüsü başlıyor hem de zor fark edilen kuyu/sarnıçlar çok fazla bulunmakta.

Bunların birçoğu günümüzde üzerleri taş veya tahtalarla kapatılmış ancak yine de açık olanlar var. Hatta üstteki görseldeki sarnıçın içerisine baktığımızda birtakım kemikler de bulunuyordu. Muhtemelen bir hayvan düştü ve çıkamadı. Neden bu kadar çok sarnıç ağzı veya açık kuyu girişi var aslında gayet mantıklı. Çünkü burası tepe noktada olduğu için su kaynaklarına yakın değildi. Haliyle yağmur sularını bu tarz yapılar içerisine depolayarak kullanıyorlardı. Uzun kuşatmalarda da kendi su kaynaklarına sahip oldukları için çok uzun süreler kuşatmalara dayanabilirlerdi. Fakat bugün bu açıklıkların neden hiçbir korumaya sahip olmadan bu şekilde ortada bırakıldığı merak konusu. Alt kesimlerde net ve açık şekilde görülebiliyor evet ama ilerleyen kesimlerde ise etrafı bitki örtüsüyle kaplı olanların birçoğu fark edilemeyebiliyor. Bu gerçekten çok tehlikeli bir durum. Ayrıca sarnıçlar/kuyular haricinde bu bölgede iç kesimlere doğru ilerlerken birkaç büyük yarık fark ettim. Bu yarıklar gerçekten büyük ve ana parçadan yandaki ek kara parçasını ayrımış bir hat gibi devam ediyordu. Bazı yerlerde küçük kısa geçitler ve bağlantılarla bu yarıkların diğer tarafına geçebiliyorsunuz ama bu bağlantılar ne kadar güvenli bunlar da merak konusu.

 

Seyahate devam ettikçe özellikle rahat gezilebilir yerler bittikten sonra daha ilerilerde tepenin diğer tarafı başlıyor. Bu kısım biraz tehlikeli ve yürümesi zor. Ayrıca etrafta pek kimseler olmadığı gibi herhangi bir su kaynağı da yok. Eğer bu kısmı yürüyecekseniz yanınıza mutlaka su alın. İyi haber burada telefon çekiyor acil bir durumda aklınızda olsun. Diğer taraftan kuyu/sarnıç benzeri yapılar burada da çok fazla bulunuyor ve işin kötü tarafı bır kısmı çalılarla tahtalarla kapatılmış. Çok dikkatli olmanızı ve geç yada karanlık saatlerde gezmemenizi öneririm. Keçilerin geçtiği belli belirsiz doğal bir patikayı takip ederek ve dikkatli şekilde yürüyerek bir tam daire çizdim ve kalenin tam kısmını dolaştım. Ancak arka ve ileri kısımlarda birkaç taş ve yıkıntıdan başka birşey henüz yok. Yani görmeye değer birşey bulamayabilirsiniz ancak manzara güzel, hava temiz, mart ayında yürünebilir bir yol fakat taşlı bir yol.

Kaynaklar :

Kültür Envanteri

Sillyon Kazısı 2021 Yılı Çalışmaları, Murat Taşkıran

Yayım tarihi
Antik Kentler olarak sınıflandırılmış

Ozan Fayda tarafından

1994 Antalya doğumlu olan Ozan Fayda, Kültürel Miras ve Turizm alanındaki akademik eğitimini sahadaki tutkusuyla birleştiriyor. Özellikle Bucak ve Antalya çevresindeki antik yerleşimler üzerine yoğunlaşan Fayda, Pisidya ve Likya bölgelerinin az bilinen rotalarını profesyonel fotoğrafçılık gözüyle belgeleyerek Anadolu’nun saklı tarihini modern bir perspektifle gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.

Yorum Gönderin

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version