Lyrboton Kome (Antik Zeytinköy): Antalya’nın Gizli Zeytin Rotası

Lyrboton genel gorunum

Antalya’nın Kepez ilçesinde, Varsak Mahallesi’nin hemen üzerindeki bir tepede yer alan Lyrboton Kome Antik Kenti, diğer adıyla Antik Zeytinköy şehir merkezine hem çok yakın olup hem de bu kadar ilginç bir mekan olmasıyla öne çıkıyor. Bölgenin en özgün ve keşfedilmeyi bekleyen antik yerleşimlerinden biri olmakla beraber özellikle zeytinyağı üretimiyle markalaşmış bu “antik endüstri köyü” Antalya’nın Zeytinköy ilçesinin isminin geldiği yer olarakta bahsedilmekte. Helenistik dönemden Bizans’a kadar kesintisiz bir yerleşim izi sunan kent, özellikle bünyesinde barındırdığı 100’den fazla zeytinyağı işliği (pres dükkanı) ile “antik endüstri köyü” unvanını hak etmektedir. Özellikle zeytinyağı üretimiyle markalaşmış bu “antik köy” Perge’ye bağlı devasa bir üretim merkeziymiş. Kentin ekonomik yapısı tamamen zeytin tarımı ve yağ ihracatı üzerine kurulu olup, bu özelliğiyle Klasik Dönem Anadolu ekonomisinin yerel ölçekteki üretim gücünü temsil eden en somut örnekler arasında. Kentin tarihi önemini benzersiz kılan bir diğer unsur, antik dünyada nadir görülen kurumsallaşmış bir “kadın vakfı” geleneğine ev sahipliği yapmasıdır. Yazıtlara göre, kentin kurucusu ve koruyucusu sayılan Rahibe Arete, bölgedeki zeytinyağı üretimini bir vakıf çatısı altında toplamış ve bu yönetim geleneği nesiller boyunca kadın varisleri tarafından sürdürülmüştür. Pamfilya bölgesinin zeytinyağı ihtiyacını karşılayan ve ihracat yapan en önemli merkezlerden biri olduğu söyleniyor. Yakın zamanda gidip gördüğüm ve deneyimlediğim bu yeri size tanıtmak ve tecrübelerimi aktarmak için bu yazıyı paylaşıyorum.

Lyrboton Kome Nasıl Gidilir?

Eğer benim gibi Antalya şehir merkezinden geliyorsanız Mevlana kavşağından Kızılarık caddesine girdiğinizde hiçbir yere sapmadan dümdüz 10-12 Km kadar giderseniz en kolay şekilde bulabilirsiniz. Bu yolda Kepez Masal Parkı’nı biraz geçince Aytemiz petrolü bulacaksınız, petrolün bitimindeki ilk trafik ışıklarını da geçince sağa giriş yapmanız için yön gösteren “Lyrboton” tabelasını göreceksiniz. Buradaki anayoldan tabelayı takip edip sağa girdiğinizde hemen bir kez daha sağa dönüp bu yoldan devam edin. Sonra bir tabel daha sizi bu kez sola götürüyor, tebrikler antik kentin yolunu buldunuz. Yol boyunca hindi ve tavuk çiftliği/kümesleri gibi küçük yerler görebilirsiniz. Diğer ıssız yerlerdeki antik yapılara giderken ara sıra başıboş köpekler saldırırken burada pek rastlamadım.

Lyrboton Alt Giriş Sürgülü Kapı Açık

Lyrboton Kome Giriş Ücretli Mi?

Daha sonra yola devam ettiğinizde “Giriş Yasak” yazan sürgülü kapıyı göreceksiniz. Google haritalardaki görsellerde kapı kapalı ve arabayı bırakıp yürümeniz gerektiği söyleniyor ama bu bilgi eski. Mart 2026 itibariyle ben gittiğimde sürgülü kapı açıktı ve arabalarda antik kente kadar çıkıyordu. Yolu biraz tozlu ve toprak bir yol zaman zaman bu kapıyı geçtikten sonra bozuk bir yolla karşılaşsanızda genel olarak idare eder bir yol ama motosiklet veya başka bir araçla gelecekseniz bir önceki gece yağmur yağmadığından emin olun çünkü toprak yolun çamurlu yola dönüşme riski var ve bu durum çıkışı ve inişi hayli zorlaştırabilir. Bu kapıdan itibaren asfalt yol bitiyor ve toprak taşlı zor yol başlıyor. Daha kötü durumda olan bu yol bittiğinde ise tebrikler Antik Kente ulaştınız. Girişte ise herhangi bir gişe veya ücret isteyen bir görevli bulunmuyor. Aslında mekanın tamamında hiçbir görevli göremedim.

Lyrboton tabelasi

Ve Antik Bölgeye girdiğimizde bizi hayal kırıklıkları karşılamaya başlıyor. Önce kenarda yakılmış ateş kalıntıları ve içki şişeleri, ki burası geceleri demekki ıssız ve içki içenlerin gelip ateş yaktığı tekinsiz bir bölge olarak kullanılıyorki bu kalıntılar yeni durumda. Birde ilk gördüğümüz girişteki Kültür ve Turizm Bakanlığı tabelası, bolca saçmalı tüfek (av tüfeği) kullanımının hedefi olmuş durumda. Devam ettiğimizde ise sarnıçların veya derin çukurların içlerine çöpler ve içki şişeleri atılmış durumda. Lyrboton Kome’nin o ilk duyurulduğundaki heyecanı ve ödüllü süreci (Kepez Belediyesi’nin vizyon projesi olması gibi) hatırlayınca, şu anki “atıl durumu” gerçekten tezat duruyor. Burası aslında sıradan bir yerleşim değil; devasa bir zeytinyağı üretim merkezi olmasıyla dünyada eşine az rastlanan bir arkeopark. Elbette arkeolojide kazılar çok hızlı ilerleyebilir ama buluntular ortaya çıktıktan sonra başlayan konservasyon ve restorasyon aşaması çok daha yavaş, teknik ve maliyetli bir süreçtir bunu biliyoruz. Ancak alanın korunması (güvenlik ve çevre düzenlemesi sürekliliği) bazen kazının kendisinden daha geride kalmış durumda gibi. Ödülle duyurulan ve Türkiye’de ilk olacağı söylenen böylesi heyecanlı bir projenin böyle üzücü bir sürece geçmesi gerçekten kötü. Umarım yakın zamanda ilgililer gerekli önlemleri alırlar. Ülkesini seven ve önemseyen insanların, ülkesindeki tarihi ve turistik değerlerin bakımsız ve kimsesiz bırakılması durumları elbette önemsedikleri bir durumdur.

Lyrboton antik kenti yürüyüş patikası

Tabelayı geçtikten sonra ikiye ayrılan bir patika var buranın sol tarafından başlayarak dolaşıyoruz. Toprak bir yol etrafında resmen yığılı antik taşlar ve yapılar bulunmakta. Burası gerçektende modern bir parkın antik yapılarla doldurulmuş hali gibi. Yani hem doğanın içerisinde sessiz sakin bir yürüyüş parkuru gibi hem de diğer yandan arkeolojik yapıları gezebiliyorsunuz. Şu an burası şehrin merkezinde olsaydı o kadar güzel korunu ve o kadar güzel bir konsept olurduki, galiba şanssızlığı Döşemealtı-Varsak bölümünün çıkışında kalmış olması. Yine yolu devam ettikçe ara sıra içki şişelerine rast geliyoruz. Keşke birkaç tane küçük çöp konteynırı veya çöp bidonu olsaydı ne azından diye içinden geçiriyor insan. Köşelerdeki bu ayrıntıları saymazsak genel olarak temiz ve düzenli bir yapıya sahip bir arkeopark durumunda.Lyrboton zeytin press yapısı

Devam ettikçe antik odacıklar ve bina benzeri yapılar geliyor, bunların birçoğunun içerisinde yukarda gördüğünüz halka şeklinde kenarı oyulmuş taşlar var, bunlar öğrendiğimiz kadarıyla antik dönemde zeytinlerin presslenip suyunun/yağının çıkartılıp etraftaki çizgilerden ön kısmındaki yerden akması sağlanıyormuş. Antik zeytinyağı üretim teknolojisinin en temel parçası olan bu yassı ve dairesel formdaki taşlar, arkeoloji literatüründe “pres yatağı” veya “kırma tablası” (Latince: mola olearia) olarak adlandırılır. Lyrboton Kome gibi yoğun üretim merkezlerinde bu taşlar, zeytinin fiziksel olarak yağa dönüştürüldüğü mekanizmanın merkezini oluşturur. Genellikle yerel kireçtaşından oyulan bu dairesel blokların kenarlarında görülen halka şeklindeki kanallar, baskı sırasında süzülen yağın çevreye yayılmasını önlemek ve akışını belirli bir toplama haznesine (küp veya sarnıca) yönlendirmek amacıyla tasarlanmış tahliye yollarıdır. Bu pres taşlarının kullanım prensibi, mekanik bir baskı ve yerçekimi sistemine dayanır. Hasat edilen zeytinler önce kırılarak hamur haline getirilir; ardından bu hamur, bitkisel liflerden örülmüş torbalara (faskia) doldurulur ve pres yatağının üzerine üst üste dizilir. Üstten uygulanan dikey baskı (genellikle bir kaldıraç kolu veya ağırlık sistemiyle) sonucunda torbalardan sızan saf zeytinyağı, taşın üzerindeki dairesel kanaldan akarak toplama çukuruna ulaşır. Bu düzenekler, antik dönem mühendisliğinin doğayı ve fizik kurallarını ne kadar verimli kullandığının bir göstergesi olup, günümüzdeki hidrolik pres sistemlerinin en ilkel ve işlevsel atası sayılmaktadır.

Lyrboton Arete Kulesi ve Tapınak

Buradan biraz daha iç kesime geçiş yapınca üstte gördüğümüz Tapınak ve Kule kompleksini görüyoruz. Arka planda yükselen devasa taş yapı, kentin en ikonik simgesi olan Arete Kulesi‘dir. Ön planda görülen düzenli kesilmiş blok taşlar ve sütun kaideleri ise bu kuleyle ilişkilendirilen kutsal alana ve sivil yapılara aittir.

Arete Kulesi ve Kutsal Alan

Lyrboton Kome’nin en yüksek noktasına inşa edilen bu yapı, sadece bir savunma kulesi değil, aynı zamanda kentin kurucusu Rahibe Arete tarafından imparatorluk kültüne ve tanrıça Perge Artemisi’ne adanmış anıtsal bir prestij yapısıdır. Kule üzerindeki yazıtlar, buranın MS 1. yüzyılda İmparator Domitian döneminde inşa edildiğini doğrulamaktadır. Fotoğrafta görülen geniş taş bloklar, kulenin çevresindeki kutsal avlunun ve bu avluya hizmet eden dinsel yapıların (küçük tapınak veya kült odaları) kalıntılarıdır. Bu alan, antik dönemde hem bir gözetleme noktası hem de kentin idari ve dini yönetim merkezi olarak işlev görmüştür. Fotoğraftaki kalıntılar incelendiğinde şunlar dikkat çekiyor:

  • İşçilik: Yapılarda kullanılan iri boyutlu ve yerel kalker taşlar, Roma dönemi taş işçiliğinin tipik özelliklerini taşır.

  • Yerleşim Planı: Kule ve çevresindeki yapılar, zeytinyağı üretim alanlarından fiziksel olarak ayrılmıştır; bu da kentin üretim ve yönetim alanlarının planlı bir şekilde birbirinden kopuk tasarlandığını gösterir.

  • Dönüşüm: Bizans dönemine gelindiğinde, bu kutsal alanın çevresine kiliseler inşa edilerek bölgenin dini önemi Hristiyanlık inancıyla devam ettirilmiştir.

Roma Dönemi İki Katlı Evleri

Hemen yan kısımlarda ise Roma döneminin sokaklarında dolaşıyoruz ve meşhur iki katlı evlerine rastlıyoruz. Lyrboton Kome yerleşiminin konut mimarisini ve sivil yaşam alanlarını temsil eden “Roma Dönemi İki Katlı Evleri” ve bu evlerin arasında yer alan sokak dokusudur. Fotoğraftaki yüksek duvarlar, antik dönemde iki katlı olarak inşa edilmiş sivil konutlara aittir. Bu evler, bölgenin doğal kireçtaşından (kalker) harçsız veya az harçlı “moloz taş” tekniğiyle inşa edilmiştir. Alt katlar genellikle zeytinyağı depolama, ahır veya mutfak gibi servis alanları olarak kullanılırken; üst katlar ailenin yaşadığı ana ikamet bölümleridir. Pencerelerin ve kapı eşiklerinin yerleri, duvar kalıntılarında hâlâ seçilebilmektedir. Lyrboton Kome’yi diğer antik kentlerden ayıran en önemli özelliklerden biri, fotoğrafta görülen bu konutların hemen hemen hepsinin içinde veya bitişiğinde bir zeytinyağı işliği bulunmasıdır. Yani burası sadece bir barınma alanı değil, aynı zamanda aktif bir üretim atölyesidir. Evlerin zemin katlarında, daha önce bahsettiğimiz dairesel pres taşlarının orijinal yerleri (in situ) sıklıkla görülür.

Görseldeki alan, kentin sosyo-ekonomik hiyerarşisini anlamak açısından kritiktir. Yapıların birbirine yakınlığı ve sokakların dar yapısı, kentin yoğun bir nüfusa ve işlevsel bir yerleşim planına sahip olduğunu gösterir. Duvarların bu denli yüksek kalabilmiş olması, yapımında kullanılan yerel taş malzemenin dayanıklılığını ve antik dönem inşa tekniklerinin sağlamlığını kanıtlar niteliktedir.

Lyrboton keramik buluntular

Bu sırada dolaşırken yerlerde bol bol pişmiş toprak-kiremit benzeri hafif turuncu parçalardan görüyoruz. Neredeyse tüm antik kentin tamamına yayılmış durumda gibi. Fotoğrafta görülen bu pişmiş toprak parçaları, arkeoloji terminolojisinde keramik buluntular olarak adlandırılır ve büyük bir olasılıkla antik döneme aittir. Lyrboton Kome gibi binlerce yıl boyunca yerleşim görmüş bir alanda, yüzeye yayılmış bu tür parçalarla karşılaşmak oldukça doğaldır. Görseldeki parçalar genellikle antik dönemde günlük yaşamın vazgeçilmezi olan seramik kaplara (amphora, pithos veya kiremitler) aittir. Renkleri ve dokuları, bölgedeki demir oksit oranı yüksek kırmızı topraktan imal edildiklerini ve yüksek ısıda fırınlandıklarını gösterir. Ayrıca kalın ve düz formdaki bazı parçalar, antik evlerin çatılarında kullanılan pişmiş toprak kiremitlere de ait olabilir. Arkeologlar için bu tür parçalar, yerleşimin hangi dönemlerde aktif olduğunu anlamaya yarayan birer “tarihleme aracı”dır. Seramiğin dokusu, kullanılan çamur tipi ve pişirme tekniği; parçanın Roma, Helenistik veya Bizans dönemine ait olup olmadığını belirlemeye yardımcı olur.

Önemli Not: Bu parçalar antik sit alanı içerisinde “taşınmaz kültür varlığı” kategorisinde değerlendirilir. Arkeolojik alanlardan bu tür parçaların toplanması veya alan dışına çıkarılması yasal olarak yasaktır ve kültürel mirasın korunması açısından yerinde bırakılmaları büyük önem taşır.

Lyrboton sarniclari

Dolaşırken yer yer su sarnıçları için açılan kuyuları görüyoruz. Bunların kenar kısımlarına dikkatle bakarsanız iç kısmının bir sıvayla kaplandığını rahatlıklar görürsünüz. Antik Roma dünyasında sarnıç, su kanalı (aqueduct), hamam ve liman gibi suyla temas eden yapıların iç yüzeylerini kaplamak için kullanılan bu özel ve suya dayanıklı malzemeye Opus Signinum (veya halk arasında bilinen adıyla Horasan Harcı) denilmekteydi. Opus signinumun en önemli özelliği su geçirmez oluşudur ve bu özelliği sebebiyle su kemerleri ve vaftizhanelerde de kullanılmıştır. Kireç, kum ve en önemlisi pişmiş toprak (kiremit, tuğla veya çömlek) kırıklarının ezilerek karıştırılmasıyla elde edilirdi. Karışıma eklenen bu pişmiş toprak parçaları, malzemeye karakteristik pembe veya kırmızımsı bir renk verir. Sarnıçların içini dikkatle incelerseniz bu pembemsi dokuyu ve içindeki küçük kiremit parçacıklarını görebilirsiniz. Normal kireç harcı suyla temas ettiğinde zamanla çözülürken, Opus Signinum tam tersine suyla temas ettikçe sertleşen bir yapıya sahiptir. İçindeki pişmiş toprak parçaları kireçle kimyasal bir reaksiyona girerek “hidrolik” bir bağ oluşturur. Bu da sarnıcın: Suyu dışarı sızdırmamasını, dışarıdaki yeraltı sularının içeri girmesini engellemesini, yüzyıllar boyunca çatlamadan kalmasını sağlar.

Bu sıva sadece yalıtım sağlamakla kalmaz, aynı zamanda pürüzsüz bir yüzey oluşturarak suyun içinde bakteri veya yosun oluşumunu zorlaştırır. Toprak altına inşa edilen bu sarnıçlar ve kullanılan kalın sıva tabakası, suyun buharlaşmasını minimize ederken aynı zamanda en sıcak yaz günlerinde bile suyun serin kalmasına yardımcı olur. Aman dikkat Lyrboton’da her sarnıç ve kuyunun girişi böyle kapalı değil. Gezerken dikkat edin.

Lyrboton Sehir Manzara

Seyahati sona erdirirken geriye güzel anılar, okuyup öğrendiğimiz bilgileri yerinde görme fırsatı ve çektiğimiz güzel fotoğraflarla dolu anılar kalıyor. Giriş bölümüne geri dönerken sol tarafta şehrin silueti ve uçsuz bucaksız Antalya manzarası bizi karşılıyor. Bir anlığına modern hayattan medeniyetten ayrı, sessiz ve sakin bu antik yerleşimde gezmenin huzurunu içimize çekip, depoladığımız enerji ve moral ile şehre geri dönmeye başlamadan önce önümüzde bize bakan Antalya’dan da birkaç kare fotoğraflayarak gezimizi sonlandırıyoruz. Gelişmeler geldikçe eklemeler yapacağım, sevgiyle kalın.

Ayrıntılı bilgiler için linkler:

https://www.antalya.gov.tr/lyrboton-kome-antik-kenti-turizme-kazandiriliyor

Kazı Sonuçlarına Göre Lyrboton Kome’ye Toplu Bakış

Kültür Portalı Lyrboton Kome Sayfası

Antalya Müzesi – Lyrboton Kome Bilgileri (Arama kısmına Lyrboton Kome yazarak detaylara ulaşabilirsiniz.)

https://www.kepez-bld.gov.tr/building_57_lyrboton-kome-antik-kenti

 

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir