Evdirhan, Antalya merkeze yakın olan Döşemealtı ilçesi içerisinde bulunan Selçuklu zamanından kalma bir yapıdır. Zamanında Selçuklular’ın yol güvenliği oluşturmak ve ticaret ile uğraşan gezginlerin ikmal yapmasını sağlamak amacıyla kurulduğu bildiriliyor. Selçuklu sultanlarından I. İzzeddin Keykavus dönemine tarihlendirilen yapı, dönemin siyasi istikrarı ve ekonomik canlılığıyla doğrudan ilişkilidir. Selçuklu ticaret sisteminin sürekliliğini sağlayan önemli halkalardan biridir. Evdirhan sıfırdan, tamamen yeni malzeme üretilerek inşa edilmiş bir yapı değildir. Yapıda yaygın biçimde devşirme malzeme kullanılmıştır. Özellikle çevrede yer alan Roma ve Erken Bizans dönemine ait yerleşim ve yapı kalıntılarından alınan kesme taşlar, sütun tamburları ve bloklar Selçuklu inşasında yeniden değerlendirilmiştir. Bu durum, Anadolu’da hem Selçuklu hem de daha erken dönem yapılarında sıkça görülen bir uygulamadır.
Evdirhan’ın bulunduğu Döşemealtı bölgesi, antik çağlardan itibaren yoğun yerleşime sahne olmuş bir coğrafyadır. Yakın çevrede Roma yolları, kırsal yerleşimler ve küçük yapı toplulukları bulunduğu bilinmektedir. Selçuklu ustaları, bu hazır taş malzemeyi hem ekonomik hem de dayanıklılık açısından avantajlı olduğu için tercih etmişlerdir. Nitekim Evdirhan’ın duvar örgüsünde kullanılan bazı taşların boyutları, işçilik tarzı ve yüzey aşınmaları Selçuklu döneminden daha eskiye işaret eder. Buna karşılık taç kapı gibi anıtsal ve simgesel unsurlar tamamen Selçuklu üslubunda ve yeni üretimdir. Yani yapının temel ve destek kısımlarında eski taşlar kullanılırken, prestijli ve göz önünde bulunan kısımlarına ise Selçuklu ustaları tarafından özel taşlar kesilmiş ve giriş ve kapı kısımlarına özel süslemeler yapılmıştır.
Bu süslemeler genellikle Selçuklu döneminde sıkça gördüğümüz geometrik formların olduğu Selçuklu mukarnas sanatının öncül formlarıdır. Bu tip dekoratif nişleri ve kapı girişlerini (taç kapı detaylarını) kendilerine has bir üslupla sıfırdan işlemişlerdir. Bu süsleme tarzı Roma döneminde yoktur. Roma mimarisi daha çok düz silmeler, yaprak motifleri (akantus) ve sütun başlıkları kullanır. Üstteki fotoğraftan anlayacağımız üzere fotoğraftaki kavisli niş yapısı kerv giriş portalının yan kanatlarına aittir. Bu form tamamen İslam mimarisi estetiğine göre şekillendirilmiştir.
Evdirhan’ın asıl işlevi, uzun ve zorlu yolculuklar yapan kervanlara güvenli bir durak sunmaktı. Tüccarlar burada konaklar, hayvanlarını dinlendirir ve mallarını koruma altına alırlardı. Bu yönüyle Evdirhan, Selçuklu Devleti’nin ticareti teşvik eden ve güvence altına alan politikalarının somut bir örneğidir. Kervansaraylar sayesinde ticaret yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmamış, kırsal alanlar da ekonomik hareketliliğin bir parçası hâline gelmiştir.
Günümüzde Evdirhan, büyük ölçüde ayakta kalan bölümleriyle ziyaret edilebilen bir tarih mirasıdır. Her ne kadar zamanın etkileriyle bazı kısımları harap olmuş olsa da yapı, Selçuklu döneminin yolculuk kültürünü ve devlet organizasyonunu hissettirmeyi sürdürür. Sessiz taş duvarları arasında dolaşırken, yüzyıllar önce bu avluda konaklayan tüccarların ve yolcuların izlerini hayal etmek mümkündür. Evdirhan, geçmişle bugün arasında kurulan bu sessiz bağ sayesinde, Antalya’nın tarihsel kimliğinde özel bir yere sahiptir.
Biz Evdirhan’a ulaştığımızda yeni evlenecek çiflterin fotoğraf çekimi vardı. Bir çift girdi fotoğraf çektiler ve gittiler daha sonrasında biz gezmek ve fotoğraf çekmek için girdik. Hemen arkamızdan ise yeni bir çift arabayla ve fotoğrafçılarıyla geldi. Anlaşılan o ki burası fotoğrafçılar tarafından uzun zaman önce keşfedilmiş ve evlenecek çiftlerin uğrak yeri olmuş bile. Nasıl olmasınki? Mimari etkileyici, yapı etkileyici, fotoğraflar estetik duruyor, güneş ışığını öğlen veya öğleden sonra rahatça arkanıza alıp giriş kapısında çok güzel bir ışık yakalayabiliyorsunuz. Tabi bunlar biz sonbaharda gittiğimiz için böyleydi. Yılın farklı zamanlarında daha farklı olabilir elbette.

1994 Antalya doğumlu olan Ozan Fayda, Kültürel Miras ve Turizm alanındaki akademik eğitimini sahadaki tutkusuyla birleştiriyor. Özellikle Bucak ve Antalya çevresindeki antik yerleşimler üzerine yoğunlaşan Fayda, Pisidya ve Likya bölgelerinin az bilinen rotalarını profesyonel fotoğrafçılık gözüyle belgeleyerek Anadolu’nun saklı tarihini modern bir perspektifle gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.





Bir yanıt yazın